24 Mayıs 2012 Perşembe

İNTERNETİME KAVUŞTUM

Merhaba,
Bir haftadır internetle başım dertteydi. Bugün öğrendim ki dert olan internet değil bilgisayarımmış. İnternete bağlı gibi görünüp bir türlü bağlanamıyordum. Meğer bilgisayarıma virüs girmiş, internet bağlantımı engelliyormuş. Gündüzleri işyerinde bağlantım var ama, işten başımı alıp iki satır yazmak bir yana göz bile atamıyordum. Bir keresinde Müjde'ciğim yazmıştı, internetin neredeyse elimiz ayağımız olduğunu. O olmadığında nasıl da eksik hissettiğimizi. Gerçekten öyleymiş, yazamadıkça, arkadaşlarımın yazdıklarını okuyamadıkça içim daraldı vallahi. Faydası da olmadı değil, eski kitap okuma düzenime geri döndüm. Epeydir okuyamadığım yoğunlukta okudum. Her boşlukta, her fırsatta ve bu beni çok mutlu etti.
En çok da sabah okumalarını sevdim. Erken kalkıyorum ben, saat altı gibi. Kahvaltıdan sonra oğlumu okula yolcu ettiğimde saat altı kırk beş oluyor ve benim en keyifli saatlerim başlıyor. Yapıyorum bol köpüklü sade Türk kahvemi, oturuyorum pencerenin önüne, açıyorum kaldığım yerden kitabımı, artık Allah ne verdiyse. Bazen saati unutuyorum, öyle dalıyorum ki, hemen apar topar hazırlanp çıkıyorum evden. Bu halimi çok özlemişim doğrusu. Kitaplara dalıp gitmeyi yani. Bir de yeni bir şey geliştirdim, hazırlanırken televizyonda haberleri izlemiyorum artık. Açıyorum müzik kanallarından birini, değmeyin keyfime. Sabah işe daha bir istekli gidiyorum böylece.
Biraz düşünceliyim son günlerde, öfkemi kontrol edememe durumu yaşıyorum. Bunun için kendime kızıyorum. Kendime kızarak sorunun çözülmeyeceğini de biliyorum, daha soğukkanlı olabilmek ve çözüm yolları bulabilmek için düşünüp duruyorum.
Böyle değildim ben, ne oldu, nasıl oldu da öfkemin esiri oldum? Bir kısmının nedenini biliyorum fakat bu mazeret değil elbet. Olayları kişiselleştiriyorum bazen ve bu hiç hoşuma gitmiyor. Sanırım bir empati sorunum var. Kendi gençliğimi, o yaşlardaki duygu, düşünce ve davranışlarımı şöyle bir gözden geçirip ona göre karar vermeli, ona göre tartmalıyım karşımdakini.
Biliyorum, fakat beni engelleyen bir şey var sanki, bu bildiklerimi uygulayamıyorum.
Hayatımda bir gelişme daha var tabi, belki o da bir sebeptir gerginliğime. Ofisimin yerini değiştiriyorum. Dört yıldır alıştığım düzen bir parça da olsa başkalaşacak. Bir yandan seviniyor bir yandan üzülüyorum. Aslında üzülmemeliyim, çünkü şimdiye kadar hayatta üzüldüğüm hemen her şey sevinç olarak geri döndü bana.
İnşallah bu da öyle olur.
Esen kalın.

5 yorum:

  1. Geçmiş olsun Nurten'im, hem bilgisayar için, ama asıl önemlisi gerginlik ve üzüntülerin, öfkelerin için..iş yerin için hayırlı olsun bak üzülme değişiklik, yenilik her zaman iyidir...



    bu arada facebook'ta Ayşe doğum günü sana hediye gönderdi, kabul etmek için tıkla, tıklıyorsun karşına yazı çıkıyor kabul edersen gizli bilgilerine erişmek için izin ver veriyorsun böyle bir sürü ıvırzıvır uygulama isteği gönderiyorlar insana kimisi de oyunlarla ilgili (ben oynamıyorum ama oynayanlar gönderiyor)onlardan işte virüs bulaşıyor..bir arkadaşımın bilgisayarı tamamen bozulmuş...bir de yeğenim söylemişti internette bedava film izle yazan tüm sitelerden virüs giriyormuş..ama linux kullanırsan virüs girmezmiş...
    ben oyun oynamıyorum, film izlemiyorum, facebook da günde birkaç dakika sadece siyasi şeylere bakıp çıkıyorum o yüzden virüs girmiyor arkadşların oyun moyun isteklerine de hayır diyorum kibarlıktan evet deyip de bilgisayarımızı bozmayalım değil mi?:))
    öpüyorum iyi geceler

    YanıtlaSil
  2. Canım, ben de o facebook doğum günü hediyeleri ve oyunlarınu direkt reddediyorum. Hiç işim olmaz, kimseyi kırıp kırmama derdinde de değilim. Başta bir kere bakayım dedim, dediğin gibi izin verip vermeme yazısı çıktı hemen reddettim. Oyun falan hiç oynamam zaten. Benim oğlan film izliyor, sanırım oradan bulaştı.
    İnşallah iyi olacak Müjde'ciğim, inşallah. Çok öpüyorum ben de seni ve bÜcürük'ü.

    YanıtlaSil
  3. şükür kavuştuk:))) Sanmaki yalnızsın aynı şeyleri bende yaşıyordum acayip tahammülsüzlük vardı, sonradan da aynen senin gibi neden öfkemi kontrol edemiyorum diye kendime kızıyordum. Öfkeyi kontrol edebilmeyi becerebilmek çok güzel..Artı yanlarını düşününce daha fazla kontrol edebilmeye başlıyorsun.Neden öfkeleniriz? Çoğunlukla karşımızdaki kişilere, olumsuzluklara vs vs. ama öfkelensekte ne karşımızdaki kişileri, ne gidişatı değiştiremiyoruz öfkemiz sadece bize stres ve sağlık problemi olarak dönüyor .En basit örneği ben son bikaç yıldır öfkemi kontrol edemediğim için çeşitli sağlık sorunları yaşadım en sonunda dr. a gittiğimde tansiyonum sürekli yüksek çıkmaya başladı.Dr. siz tansiyon hastası adayısınız dedikçe ben hayır değilim benim asabi tansıyon stresten diye cevapladım .Dr. işimi,neden stresli olduğumu sordu biraz anlattım.Sonra bana dediki "tevekkül edin biraz". İlk başta bir dr. un böyle demesi komik geldi (inançsız değilim ama böyle birşeyi dr. dan duymak o an garip geldiği için).Bende "tevekkül ettiğimi ama 3. şahıslara veya bunu olaylara nasıl anlatabileceğimi" sordum. "Herşey olacağına varıyor " dedi. O günden sonra bu sözü çok düşünür oldum gerçekten de öyle değilmi? biz ne yaparsak yapalım olayları kişileri değiştirme şansımız yok en azından kendimizi değiştirip kendi kendimizi kontrol edebilme çok güzel birşey...Umarım sende kendi kendini kotrol edebilmeyi başarırsın. Son olarakta "TEDBİL- İ MEKANDA FERAHLIK VARDIR" diyorum:))))

    YanıtlaSil
  4. HER ŞEY OLACAĞINA VARIYOR... Ben tevekkül dendi mi pek hoşlanmıyorum. Fazla tevekkül iyi değildir. Ama her şeyin olacağına vardığı da doğru, tecrübeyle sabit. Öptüm seni Nazan, sağol.

    YanıtlaSil
  5. Senden ses gelmesi ne güzel Nurten Ablacım. Fazla empati kurmak iyi değilmiş, bunu yaşayan biri olarak geç anladım...
    Yeni yerinde yeniliklerde sizinle gelsin.

    YanıtlaSil