26 Eylül 2015 Cumartesi

KADER'İN GÜCÜ (öykü)


-Kahvaltıııı. Kalkın hadi, çabuk! On dakkaya bitirin, temizlik yapacam.
Daaannn diye açıldı kapı. Ne oluyor demeye kalmadan anladık ki saat altı olmuş. Eciş bücüş kahvaltımızı etme zamanı gelmiş. Ama on dakika da ne be kardeşim? Daha tuvalet faslı var, elimizi yüzümüzü yıkayacağız. Kolay mı benim bu takım taklavatla yatağımdan kalkmak? Böbreğine takılı nefrostomi tüpünün torbasını yatağın altındaki kancasından çıkar, kemerini beline cırt cırtla. Tependeki serum torbasını eline al, koridorun sonundaki kadınlar tuvaletine kaplumbağa adımlarıyla yürü. İki tuvaletten alafranga olanını hemşireler kendilerine tahsis edip anahtarını da gasp ettiği için, alaturka tuvalette bütün bu takım taklavatla çömelip işini görmeye çalış.

20 Eylül 2015 Pazar

BİR LİMON KOLONYASI GETİRENİMİZ OLMADI (!)


Ay başında dört günlük bir Karadeniz seyahati yaptım. Döndüğümden beri ağrı, ateş, yatak döşek...
Tam on iki gündür elimi işe süremedim. Bir Mali Müşavir için bu ne demek kimse anlamıyor. 
Hele doktorlar, "işim var, vakit az" sözünü duymak bile istemiyor. Onlar haklı da ben de haklıyım elbet. Süreklilik arzeden bir iş döngüsü içinde tüm sorumluluk üzerindeyse panik olmamak mümkün değil.