31 Ekim 2016 Pazartesi

BURSA'DA ZAMAN


Beni otogar'dan Heykel'e getiren otobüsten indim. Sırtımda çantam, elimde şemsiyem yürüyorum. Yağmur atıştırıyor, ama şemsiyeyi açmaya niyetim yok. Öyle de güzel bir hava, mis gibi yeşil kokuyor. Saat akşamın on birini çoktan geçmiş. Buna rağmen bir çok mekan açık hâlâ. Işıl ışıl her yer, sokaklar insan dolu. Kimi bu yağmurda benim gibi keyifle yürüyor, kimi belki akşam vardiyasından çıkmış, acele adımlarla evine dönme telaşında. 

19 Ekim 2016 Çarşamba

YENİDEN ANKARA


"Buyrun efendim, için çok beğeneceksiniz. Sağlıklı yaşam iksiri bu." dediği küçük kadehteki sıvıyı içip bitirdiğimde genzimi yakan o muhteşem tadın sarhoşluğuyla "Zencefil var bunun içinde." dedim.
"Ne yok ki? Şimdi vücudunuzda griple ilgili ne var ne yoksa hepsi yok olacak. Nasıl? Şimdiden rahatladınız değil mi?" dedi çakır gözlü barmen.

9 Ekim 2016 Pazar

KÜÇÜK PRENS VE HAYAT


Havada okumaya başladım Küçük Prens'i. Bulutların üstünde. Bir saatlik yolculukta yarıladım küçücük kitabı.
Küçücük ama büyük bir hikaye Küçük Prens (Le Petit Prince) 1943 yılında yayımlanmış. Dünyanın en çok satan ve okunan kitaplarından biri. Kutsal kitaplar ve Das Kapital'den sonra dünyada en çok dile çevrilen bir kitap. Fransa Euro'ya geçmeden önce 50 Frankların üzerinde Küçük Prens ve Saint Exupéry'nin resimleri bulunuyormuş.
Bu yaşıma kadar neden okumamışım?

3 Ekim 2016 Pazartesi

ÖKKEŞ USTA'NIN AVİZELERİ


"Bir Köroğlu bir Ayvaz yaşayıp gidiyoruz" dediğinde çocukları yok sandım.
Pek neşeli, esprili, değişik bir adam Ökkeş Usta. Bana kalırsa çapkın bir yanı da var da, Süheyla hanım göz açtırmıyor gibi.