6 Şubat 2017 Pazartesi

İÇ EGE'NİN 'ÇEYİZ SANDIĞI' KÜTAHYA


Kısmet, bir ay içerisinde iki şehir. Yıla Gaziantep gezisiyle başladım, Kütahya gezisiyle devam ediyorum.
Gezmeyi seviyorum, daha önce görmediğim yerleri gezmeyi ise çok seviyorum.
Bu kez Üsküdarlı mali müşavirler olarak çıktık yola. İSMMMO Üsküdar Temsilciliği ve Mali Müşavirler Muhasebeciler Derneği Üsküdar Şubesi'nin birlikte düzenlediği geziye cuma öğleden sonra başladık.



Rotamız, Kütahya'nın batısında, merkeze 16 km. uzaklıkta bulunan kaplıca bölgesi Yoncalı.  Normal şartlarda en fazla dört saatte gidilebilen Yoncalı'ya sanırım altı saatte vardık. Dönüşte de aynı tabi; ne yeme içmemiz bitti ne alışverişimiz. Çok seviyoruz yeme içmeyi, alışverişi, kısaca yolculuktan keyif almayı biz mali müşavirler.

Efsaneye göre, her derde deva olan Yoncalı, yüzlerce yıl Kirazlı Dağı'nın eteğinde, yerden sıcak su kaynayan bir bataklık olarak bilinirmiş. Anadolu Selçuklu Devleti döneminde, sultan II. Alaattin Keykubat'ın Gülümser Hatun adında hastalıklı bir kızı varmış. Genç yaşında hastalanmış ve derdine bir türlü derman bulunamamış. uyuz bir tilkinin Yoncalı'daki bataklıkta iyileştiğini görenlerin teklifi üzerine Gülümser Hatun'u sıcak suda yıkamışlar. Burada bir süre yıkanan Gülümser Hatun, felçli olarak getirildiği Yoncalı'dan gerçekten gülümseyerek sağlığına kavuşmuş olarak ayrılmış. Sultan II.Alaattin Keykubat başka insanların da şifa bulması için burada havuzlu büyük bir hamam ve cami yaptırmış. Kitabesinde yazdığına göre bu yapılar 1233 yılında inşa edilmiş.

Kaplıca kültürüm yoktur, pek de hoşlanmam. Çocukken Bursa kaplıcalarına bir kaç kez gitmişliğim vardır o kadar. E, niye gittin diyeceksiniz; arkadaşlarımla beraber olmak için. Tabi bir de yeni bir şehir görecek olmanın heyecanı var. Yine de bir kez havuza ve hamama girdim. Gülümser Hatun'a şifa olan sular belki bize de iyi gelir.

İç Ege'nin 'Çeyiz Sandığı' denen Kütahya, Ege bölgesinin doğusunda, İç Batı Anadolu'da küçük bir şehir. Germiyanoğlu Süleyman Şah, kızı Devlet Hatun'u o dönem Osmanlı şehzadesi olan Yıldırım Beyazıt'a vermiş. Kütahya'nın da içinde olduğu topraklar da Devlet Hatun'un çeyizi olarak Osmanlılara verilmiş. Tarihi ise çok eskilere, Hititlere dayanıyor. Dolayısıyla gezilip görülecek çok fazla tarihi yeri var. Kalabalık grupla ne kadarı mümkünse o kadarını gördük tabi.

Bunlardan biri Dönenler Cami. Burası bir mevlevi tarikatı dergahıymış. Mevlevi dergahların en önemlilerine asitane denirmiş. Kütahya Mevlevîhânesi de dünyadaki 14 asitaneden biriymiş. Şimdi cami olarak hizmet veren binanın giriş kapısında muhteşem bir işçilik var.





Macar Evi olarak da bilinen Kossuth Evi Müzesi detaylı gezdiğimiz yerlerden. Şeyh Bedreddin Efendi'ye ait 18.yüzyıl Türk evi burası.
1849 yılında ülkesinin bağımsızlığını ilan eden ve Macaristan'ın "geçici" sıfatıyla da olsa ilk cumhurbaşkanı olan avukat Lajos Kossuth, Avusturya'ya karşı verilen savaşı Rusya'nın yanında savaşa girmesi üzerine kaybetmiş ve Kütahya'ya sürgün edilmiş. 1851 yılında bir Amerikan savaş gemisi ile ülkeyi terkedene kadar bu evde yaşamış. Lajos Kossuth'a ait özel eşyalar ve Macar kültürü ile ilgili objeler sergileniyor. Kossuth, Macaristan için hazırladığı anayasa taslağını bu evde kaleme almış.



Kütahya Ulu Cami, Çini Müzesi, Germiyanoğlu Konağı gibi bir çok yeri de gezdik. İnşallah bir kez daha nasip olursa gitmek, Evliya Çelebi Müzesini ve Edebiyat Kahvesi'ni görmek dileğim.

Güzeldi her şey, keyif vericiydi, ama en güzel olanı, okumaya fırsat bulduğum öykülerdi. Yol boyunca okudum, otel odamda yatmadan önce okudum. Okudukça nefes aldım; Yoncalı'nın oksijeni bedenimi, öykülerin oksijeni (!) ruhumu doldurdu. Ne güzel ne çarpıcı yazmış komşum!






2 yorum:

  1. sayenizde geziye katılmış kadar oldum.. güzel kareler ve anlatımlar için teşekkür ederim.. ♥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Nilgün hanım. Bir gün sizinle de birlikte inşallah. Sevgiler

      Sil