11 Eylül 2017 Pazartesi

RENKLİ YAZ


Baharın başlangıcından beri You Tube abonesi oldum adeta. Siyah beyaz eski Türk filmleri ile akşamları kafa boşaltma niyetiyle başladı maceram. Yakın tarih belgeselleri ile devam etti. Artık kafa boşaltma değil bilgi edinme amaçlı seyreder oldum. Şimdilerde Türkiye tarihinde iz bırakan sanatçıları seyrederek yazı bitiriyorum. Bu seri sonbahar ve kışta da devam edecek gibi görünüyor. Çünkü öyle zevk alıyorum ve öyle çok şey öğreniyorum ki. Allah'tan dizi fasıllarını kestim. Belki geçen sezondan kalan, pek de fena olmayan, henüz sulandırılmamış iki dizi var, onlara bakarım. Yeni bir diziye takılma gibi lüksüm olmaz sanırım bundan sonra. Vakit nasıl öldürülüyormuş inanılır gibi değil.



Eski Türk filmlerini halen seyrediyorum. O kadar güzeller ki. Şimdi hayatta olmayan bir çok sanatçıyı görmek hoş, aynı zamanda hüzünlü. Daha önce hiç görmediğim filmler en çok ilgimi çekenler. Ah Güzel İstanbul'u seyretmemiştim mesela, çok duymama rağmen. Hayranı olduğum Sadri Alışık ve gepgenç Ayla Algan birlikte ne kadar güzel oynamışlar. Güzel hafif kalır, muhteşemler. İstanbul daha da muhteşem. Zaten İstanbul'un eski halini görmek niyeti benimki daha çok. Sırf eski İstanbul var diye en kötü filme bile dayanıyorum.
Seyfi Dursunoğlu belgeselini seyrettim bu hafta. Namı diğer Huysuz Virjin. Bir zamanlar ne çok programa çıkardı televizyonda ve ben hiç kaçırmazdım onun şovlarını. Dünyam renklenirdi. Malum şimdi RTÜK izin vermiyor. Saçma ve korkunç derecede insan hayatını etkileyen bir sürü programa, diziye izin veren RTÜK Huysuz Virjin'i veto ediyor. Renkler gitgide soluyor; insanlar sokaklarda kapkara ruh halleriyle dolaşıyorlar. Bir bakıyorum sabah sabah kayıp çocukları arıyoruz diye sömürülen aileler, dargınları barıştırma adı altında salya sümük insanların üstünden reyting alma telaşındaki seviyesiz sunucular, parayla getirilmiş seyircilerin önünde sözde eş arayan, aslında ünlü olma yahut günlük ilişkiler peşinde koşan kadın ve erkekler. Bunları da çok önemli bir şey gibi ciddi ciddi seyreden insanlar. Tiksinti doluyum. Dayanılır gibi değil, nereye kadar gidecek hiç bilmemekle birlikte bir gün son bulmaları ümidini kaybetmiyorum.
İnanın tek kanallı televizyon dönemini arıyorum. Çeşitlilik yanlısı olmama rağmen sırf düzeyli programların yayınlandığı, kaliteli müzik dinletildiği, mafya ve silahın olmadığı, insanlığın bolca ön planda olduğu için.
Seyrettiğim eski Türk filmlerinde çok güzeller insanlar, merhametliler. Kötüler bile bugünkü kadar kötü ve şeytani değil.
Bu yüzden işte her hafta bir iki film seyrediyorum. Gerçek sanatçılarımızın belgesellerine dalıp gidiyorum. Sadri Alışık, Ayhan Işık, Adile Naşit, Belgin Doruk, Vahi Öz, Hulusi Kentmen gibi.
Çok mutlu oluyorum. Artık gündemin iç karartıcı haberlerden başka bir şey olmadığı bu dönemde kopkoyu renklerim açılıyor, gökkuşağına dönüşüyor.




2 yorum:

  1. FOX ve HALK TV de haberleri seyrediyorum birde TLC kanali bazende kim milyoner olmak ister gerisi bence hikaye entrika ve yalan ask lar dunya kuruldugundan beri yasanmamis yasanamiyacak olan ask lar anlatimin anlamli yazmayya devam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Hakan abi.
      Sevgiyle...

      Sil