24 OCAK



24 Ocak deyince aklıma ilk Gazeteci rahmetli Uğur Mumcu geliyor. Hiç unutmam, 1993'ün bir pazar günüydü, kız kardeşimin evini taşıdığı gün. Eşya yerleştiriyorduk, televizyonun antenini ayarlayıp fişe taktık, düğmesine bastık açıldı. Aman Allah'ım! Her kanalda  Uğur Mumcu. (o zamanlar birkaç kanal vardı) Paramparça olmuş arabasının inanılmaz görüntüleri. Korkunçtu, geleceğimizin aydınlığına yapılmış korkunç ve ürkütücü bir suikast!
O zamana kadar 24 Ocak denince, Turgut Özal'ın 1980'de Başbakanlık Müşteşarlığı döneminde hazırladığı ekonomik istikrar programı olan 24 Ocak Kararları akla gelirdi. Türkiye'yi derinden etkileyen ekonomik kararlardı bunlar. Ve işte, tam 13 yıl sonra Uğur Mumcu suikastı da Türkiye'yi çok ama çok derinden etkiledi. 
Sonrasında hiçbir şey eskisi gibi olmadı ülkemizde. Uğur Mumcu, 26 Eylül 1992 günlü yazısında Hizbullah'ı Güneydoğu'da işlenen cinayetlerin arkasındaki örgüt olarak gördüğünü yazmıştı. 1998 Temmuzunda ise İslamcı feminist yazar Konca Kuriş Hizbullah tarafından kaçırılıp35 gün işkence gördükten sonra öldürüldü.  
24 Ocak 2001 gününü de hiç unutmam. İşten çıkmış eve gidiyorduk arkadaşımızın arabasıyla, radyoda haberleri dinlerken bir son dakika haberi geçildi. Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan Uğur Mumcu'yu anma etkinliğine katılmak üzere yoldayken aracına yapılan çapraş ateş silahlı saldırı sonucu öldürülmüş. Şoktaydık, neler oluyordu? Detayları dinlemeye dayanamadık çünkü korkunçtu. Bu suikastın sorumluluğunu hiçbir örgüt üstlenmedi ama devlet yetkilileri suikastın arkasında Hizbullah'ın olduğunu açıkladı. 
Dün, yani Ocak 24 cumartesi günü biraz rahatsız olduğum için bütün günü evde dinlenmeye ayırdım. Dinlenme derken tabi ki beyanname yaparak, bizim iş böyle ne yapalım? Hasta da olsan o beyanlar yetişecek!
Evdeyken bir yandan da haberleri takip ediyorum hem televizyon hem sosyal medya. Fark ettim ki 24 Ocak ilginç bir tarih. Ölüm tarihi bugüne denk gelen o kadar çok insanımız var ki...

Siyasetçi ve gazeteci, eski Dışişleri Bakanımız, aynı zamanda eski TRT Genel Müdürü İsmail Cem'i de 24 Ocak 2007 tarihinde kaybettik. 
Fatma Girik, namı diğer FATO'muzu da 24 Ocak 2022'de kaybettik. Yeşilçam'ın dört yapraklı yoncasının ilk düşen yaprağı o oldu. 

Bunları düşünürken internette araştırma yapmaya başladım.
Meselâ, eczacı, fotoğraf sanatçısı ve İşadamı Şakir Eczacıbaşı da 24 Ocak 2010'da ölmüş, onu yeni öğrendim.

Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu Mümtaz Sevinç de 24 Ocak 2006'da ölmüş. Daha doğrusu öldürülmüştü. Hatırlıyorum, çok şaşırmış ve üzülmüştüm. Üsküdar Sultantepe'de olmuştu bu olay.

Ve tabi ki, şair ve yazar Ahmet Hamdi Tanpınar! Ahh, Bursa'da Zaman şiiri ve Huzur romanı...
İstanbul âşığı Tanpınar. Huzur harika bir romandır ama ben en çok Saatleri Ayarlama Enstitüsü'ne bayıldım desem yeridir. Sevgili Tanpınar da 24 Ocak 1962 günü veda etti dünyaya. 

İşte böyle, bir 24 ocak gününü evde bu değerli insanları anarak, yad ederek geçirdim.
Güzel günlerde, aydınlık gelecekte güzellikleri yad ederek yaşamak dileği ile...



Yorumlar

Popüler Yayınlar