DOLMABAHÇE'DE
Sabah erken çıktık evden ve mekân kalabalıklaşmadan deniz kıyısındaki masalardan birine oturduk. Hava mis gibiydi, ne çok sıcak ne de serin. Boğaz, tüm muhteşemliği ile gözümüzün önünde. Sohbetimiz öyle koyulaşmış öyle dalmışız ki fark etmedik; birden masanın üzerindeki peyniri almaya gelmiş olan martı ile göz göze geldik. Martının peyniri gagasıyla kapıp gitmesi ve giderken oğlumun çay bardağını üzerine devirmesi göz açıp kapayana kadar oldu bitti. Allah'tan çay sıcaklığını korumuyordu da herhangi bir kazaya uğramamış olduk. Garson kız da masayı temizlemeye gelince hep beraber kahkahayı bastık ve kahvaltımıza devam ettik.
Kahvaltı sonrası Sarayı gezelim dedik. Dolmabahçe Sarayını ziyaret etmeyeli birkaç sene olmuştu. Birkaç sene dediğim sanırım 7-8 sene. Bahçesine sık geldim seneler içinde ama sarayı Topkapı Sarayı kadar gezmişliğim olmadı. Dolmabahçe Sarayı da Milli Saraylara bağlı ancak ücret politikası farklı; burada Harem değil Selâmlık ücretli ve 250 TL. Önce Selâmlık sonra Harem derken uzun uzun dolaştık sarayda. Bilgim çerçevesinde oğluma anlattım buranın tarihçesini, burada yaşamış olan Osmanlı padişahlarını.
Epey yorulmuştuk o yüzden saray bünyesindeki kafelerden birine oturup günün ilk kahvesini içtik. Şimdi son olarak Resim Heykel Müzesi kalmıştı gezeceğimiz. Ne kadar uzun süre gelmediğim iyice anlaşıldı ki heykeller Tophane'deki Antrepo:5 binasında yeni yapılan müzeye taşınmış buradan. Eskiden aynı binada hem resim hem heykeller sergilenirdi, keşke zamanımız olsaydı oraya da geçseydik. Kısmet, başka zamana inşallah, görülmeye değer eserler var çünkü.
Yeni adıyla Resim Müzesinin kapısından girerken 90'lı yılların sonunda yeğenimi getirdiğim kurs günlerim canlandı gözümün önünde. Burada çocuklar için resim kursu veriliyordu o zamanlar. Her hafta cumartesi günleri gelirdik, o kursta derse ben bahçede okumaya yazmaya. Birçok hikâyemi o bahçede yazmışımdır. Müzede kapsamlı bir restorasyon yapılmış, modernize edilmiş, konularına, mekânlarına yahut ressamlarına göre ayrı odalarda sergileniyor resimler.
Şükür Allah'ıma, bu cumartesi gününü de keyifle tamamladım.
Gezmek hele ki İstanbul'u ve tarihini gezmek, kahve, kitap ve müzik kadar büyük keyif benim için.
Esen kalın.

.jpg)




Yorumlar
Yorum Gönder