KEYİFLİ CUMARTESİ GEZİSİ
Harika bir Cumartesi günü yaşadım. Bir grup arkadaşımla Topkapı Sarayı gezisi yaptık. Umarım onlar da benim kadar keyif almıştır.
Bilmeyenler için, Osmanlı tarihine, özellikle Topkapı Sarayı'na ilgimin özel olduğunu söylemeliyim. Daha önce de çok yazımda belli etmişimdir. On beş yıla yakın Cağaloğlu'nda sürdürdüğüm iş hayatımda en az haftada bir gün öğle tatillerini Sultanahmet'te geçirirdim. At Meydanı'nı, Ayasofya'yı, Sultanahmet Camii'ni, Pargalı İbrahim Paşa Konağı olarak da bilinen Türk ve İslâm Eserleri Müzesi'ni ve tabi ki Topkapı Sarayı'nı defalarca gezdim. Ancak Topkapı Sarayı hepsinin en üstünde hep özel oldu benim için. Defalarca gidip gezdiğim halde kendimi alamıyorum tekrar tekrar gitmekten. Adeta özlüyorum evimi özler gibi. İşyerimin adresi değişip uzaklaştıktan sonra bile senede birkaç kez giderim hâlâ. Zaten arada gitmek gerektiğine de inanıyorum, çünkü her gittiğimde restore edilip açılan yeni yerleri görüyorum.
Bu kez meslektaşlarımla gitmeyi düşündüm ve organize ettim; isteyen de vardı, daha önce hiç gitmemiş olan yahut gitmiş ama Harem'i hiç görmemiş olan... Biraz da HAREM gezisi oldu diyebiliriz yani. Amatör rehberlik de yaptım denebilir ama bildiklerimi aktardım diyeyim ben.
Bu arada sabah yola çıkarken bir talihsizlik de yaşadım, Allah'tan ucuz kurtuldum kötü yaralanmaktan. Sokağın sonunda caddeye çıkar çıkmaz ne olduğunu anlayamadan sağ tarafıma doğru fena düştüm. Yerden tek başıma kalkmam mümkün olamayınca yoldan geçen bir kadın yardım etti de kalktım, bir apartmanın giriş merdivenlerine oturup kendime gelemeye çalıştım. Sağ dizim ve dirseğim üzerine düşmüştüm ama yürüyebiliyordum, eve gidip üzerimi değiştirdim, eczaneye uğrayıp eczacı muayenesi (!) yaptırdım ve yola devam ettim. Sıcağı sıcağına hiçbir şey anlamadım, bütün gün yürüdüm ama eve gelince bacaklarımı uzatıp dinlendikten sonra yerimden kalkamadım bir süre. Hemen merhem sürüp ağrı kesici aldım ve yattım. Neyse sabah daha iyiydim. Korktum gerçekten, iki yıl önceki düşüşte sol kolumu kırmıştım, zorluklarını o kadar iyi biliyorum ki. Ben gene telaşe müdürlüğü halime dönmüşüm anlaşılan, yavaşlamaya başlamıştım oysa.
Neyse geçti gitti, bundan sonra daha dikkatli olmalıyım.
Bu arada bilmeyenler için önemli bir detay: 2026yılı emekliye ücretsiz müze ve ören yerleri uygulaması Topkapı Sarayı'nı kapsamıyor. Burası Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylara bağlı, uygulanan yerler Kültür Bakanlığına bağlı olanlar. Kapsamdayız sanarak Müze Kart almamıştık, bu yüzden biraz vakit kaybettik online sistemin sıkıntıları yüzünden. Onun da fiyatı artıp 200 TL olmuş. Harem'in ayrıca ücrete tabi olduğunu söylememe gerek yok zaten sanırım.
Tek sıkıntımız, ona da sıkıntı dersek, birkaç haftadır artık sonunda yaz geldi dedirten güzel hava bozdu Cumartesi günü. Yağmur hafifti ama epey serindi doğrusu.
Saray gezisinden sonra yemeğimizi Selim Usta'nın dükkanında yedik. Burası da ayrıca özeldir benim için. Özellikle tek gittiğim zamanlarda orta kattaki cumbada yemek için sıra beklemişliğim çoktur.
Çay kahve için Gülhane Parkının içindeki Beltur kafeye gidelim dedik ama parkın girişini kapatmışlar. Rüzgarın etkisiyle tarihi ağaçların devrilme riski varmış, bunu hiç bilmiyordum. Kısmet!
Başta da söylediğim gibi benim için harika bir gündü, çok keyif aldım. Bu gezileri sürdürme kararı verdik, işten güçten fırsat yaratıp yaparız inşallah.








Yorumlar
Yorum Gönder