GENÇLİK

Bir çocuğun iyi ya da kötü yetişmiş olmasının, sıfır altı yaş arasında yetiştiği ev ortamı, gördüğü anne baba davranışları sonucu olduğunu savunurum hep. Doğrudur da, ancak artık bu sonucun yüzde elli olduğunu, diğer yüzde ellinin ise okul eğitimi olduğunu düşünmeye başladım. 

Sonuçta, alınan okul eğitimi yetersizse o çocuk anne baba olduğunda yetersiz çocuklar yetiştiriyor. Yani savım yine doğru da 'Eğitim her şeydir.' sonucuna varıyorum burada. Bazen anne baba iyi eğitim almış olsa da onların çocukları şaşılacak derecede yetersiz olabiliyor. İyi eğitim derken ille herkesin yüksek öğrenim görmesinden yana olduğum sanılmasın. Nice ilkokul, orta okul mezunu tanıdığım vardır ki üniversite mezunlarına nal toplatır. Kendini yetiştirmek, geliştirmek, bulunduğu çıtayı hep daha yükseğe çekmeye çabalamaktan bahsediyorum. 

Zaten biliyordum ama son birkaç yılda karşılaştığım ve birlikte zaman geçirmek durumunda kaldığım gençlerde gördüklerim nedeniyle eğitim sisteminin daha da kötüye gittiğine kani oldum. Yeğenim bir Orta okulda Resim Öğretmeni, ondan dinlediğim hikâyeler çok can sıkıcı. "Teyze, elimde olsa kızımı okula göndermeden evde kendim eğitmek isterdim." diyor. 

O kadar üzülüyorum ki; yarın bu gençler bizi yönetecek kadroların içinde olacaklar. 

Sorgulama ve şüphecilikten uzak, ezberci, itaate dayalı bir eğitim sisteminde yetişen yöneticiler ile nereye gidebilir bu ülke? Çağı yakalamaktan uzak, kendi içinde, üreten değil sadece tüketen, dışa bağımlı, kuralsız, hukuksuz, yoksul çoğunluğun ülkesi olacağız. Bence zaten böyleyiz de, ileride daha kötü olacağını düşünmek ürkütüyor. 

Rahmetli Çetin Altan'ın 90'lı yıllarda okuduğum 'Tarihin Saklanan Yüzü: İdam Edilen 44 Vezir-i Azamın Dramı - Öldürülmüş Şehzadeler ve Devrilmiş Padişahlar'  kitabında en ilgimi çeken, her bölümün başında ve sonunda tekrarladığı, o dönemlerde bizde neler oluyor, dünyada neler oluyor kısımlarıydı. Yaşanan makam ve mevkii kavgalarını, halkın kendi haline bırakılarak ve fetihler çağı çoktan kapandığından hazineye kaynak için yüksek ve âdil olmayan vergiler salınarak nasıl yoksullaştırıldığını, yani çağı neden yakalayamadığımızı o kadar güzel anlatmış ki. Keşke herkes okusa.

Milliyet Gazetesinde yazdığı yıllarda işe giderken her sabah vapurda adeta yutar gibi okuduğum 'Şeytanın Gör Dediği' köşesindeki yazılarında ise Türkiye'nin mesleksiz yığınlar topluluğu olduğunu sürekli tekrarlardı. O zamanlar kızardım neden bu kadar çok tekrarlıyor diye, şimdi hak veriyorum. O sayede insanların beyinlerine kazınıyor bu önemli tanımlar. Ayrıca bir de, önemliler ve değerliler tanımı yapardı: "Önemli olmak, geçici unvan ve makamlardan beslenen bir güç, Değerli olmak ise, bireyin ürettikleriyle,  ahlâkıyla ve insanlığıyla bıraktığı kalıcı izdir. İnsanlar değerli olmayı unuttular önemli olmaya çalışıyorlar" derdi. Bir ülkede önemliler değerlilerin sayısını aşarsa yozlaşmanın kaçınılmaz olduğunu savunurdu. Doğrusu çok özledim onun yazılarını. Neyse, gençlerle başladığım yazı bir Çetin Altan yazısı olmadan konuyu toparlayayım.

Gençlerde tanık olduğum en bariz sorun, düşünüp, sorgulayıp analiz etme eksikliği. Bir şey öğreniyorlar diyelim, meselâ bir görev veriliyor ve bunu her seferinde aynı şekilde yerine getiriyorlar. (Çoğunlukla unuttuklarını, istek ve hevesten uzak olduklarını söylememe gerek bile yok.) Bu görevi yaparken şartlara göre değişikliğin olabileceğini, buna göre davranmaları gerektiğini akıl edemiyorlar. En basit şeyde bile. Buna sebep yukarıda saydığım istek ve hevessizlik olabilir belki, bu da ayrı bir konu. Bu çocuklar neden bu kadar isteksiz, hevessiz?

Kendilerini geliştirmek için en enerjik ve zihinsel güçlerinin en zirvede oldukları dönemde neden bunu yapmazlar? Verilenle yetinmek yerine; dünyada neler oluyor, nasıl daha iyi bir gelecek inşa edilebilir, yabancı dilimi nasıl iyileştirebilirim, yapay zeka denen bir teknoloji var, buna nasıl vakıf olabilir nasıl olumlu yönde kullanabilirim diye neden sormazlar? Gerçekten çok merak ediyorum. 

Benim için kitap okumak olmazsa olmazım ama artık bu çağda çocuklar okumak yerine internetten izliyorlar. Kabul elbette yeter ki doğru bilgiye ulaşmayı hedeflesinler. Sürekli eğlence değil bilgi için de dolaşsınlar o ekranlarda.

Yapay zeka ile yapılan videoları izliyorum epeydir. Çok güzel işler yapılıyor. Benim ilgi alanıma giren konularla ilgili meselâ tarihi olayların, kentsel değişimlerin videolarından aşırı keyif alıyorum. Tek takıldığım, konuşmacıların aksanı. Türkçe katliamı gibi bazen. Hadi biz biliyoruz doğrusunu ama dilimizi yeni öğrenen çocuklar bunları dinlediğinde yanlış öğreniyor. Okulda her ne kadar doğrusu anlatılsa da sürekli duyduğu bu aksan yerleşir beynine.  

Anne babalar!

Ne olur çocuğunuzu her anlamda takip edin. Başka çocuklarla kıyaslamayın. Onlara öğreteceğiniz en önemli şey Ahlâk olmalı. Kendilerine yapılmasını istemedikleri şeyi başkalarına yapmamaları gerektiğini lütfen öğretin. Öğretmek nasihatle olmuyor, davranışlarımızla desteklemek gerekiyor. Dolayısıyla anne baba olarak önce kendimize dönüp bakmamız önemli.  

Esen kalın.


NOT: 

Çetin Altan'ın ölümünden sonra yazdığım yazının linkini bırakıyorum.


https://yesilgazete.org/enseyi-karartmayin-nurten-demirel/



Yorumlar

Popüler Yayınlar