22 Nisan 2017 Cumartesi

BİR SEVDA ÖYKÜSÜ


Vakit geçirmek için girdim Beşiktaş'taki İstanbul Kitapçısı'na, bir şey almaya niyetli değildim. Ama işte ah! Sanki bilmiyorum huyumu.
Görür görmez ismine vuruldum, 'İstanbul'un 100 Sevdası'. Epeydir bu İstanbul'un 100'leri kitaplarıyla ilgilenmiyorken 'Sevda' sözcüğü, hem de İstanbul'un sevdaları beni benden aldı.
Sevda büyülü bir sözcük, aşk yanından geçemez. Dolu doludur, samimiyeti, tutkuyu, sabrı, inadı, en önemlisi vefayı barındırır içinde. Aşk zamanı tüketir, sevda üretir, büyütür.



İstanbul'un Konstantinopolis olduğu Bizans dönemindeki sevdalardan başlıyor kitap. Tiyatro oyuncusu Theodora ile Bizans imparatoru Justinian'ın 400'lü yıllardaki sevdasından. Bir dolu İstanbullu edebiyatçı, sanatçı, politikacının sevdaları var.

Hepsinin yaşadığı, kitaba adını veren Sevda sözcüğü ile eşdeğer midir bilmiyorum, ama Çiğdem Talu-Melih Kibar sevdasını onlardan ayrı bir yere koyuyorum. Ayrı ve en tepeye.
Çünkü yarım kalmış, çünkü yara almadan sürmüş, çünkü üretmiş, zamanı büyütmüş.

Otuz altı yaşındaki İngilizce öğretmeni bir kadın ile yirmi dört yaşındaki kimya mühendisi bir adamın sekiz yıl üç gün süren bir sevda öyküsü onlarınki. Ve tam 270 besteye atılan imza. Melih Kibar bestelemiş, Çiğdem Talu söz yazmış. Önce beste yapılıyor sonra üzerine söz yazılıyor. Melih Kibar'ın anlatımı ile,  bu sözler 'cuk' oturuyor bestelere. Çiğdem Talu'nun kızı Zeynep Talu'nun dediği gibi ise onların söz ve müzikleri aşk yaşıyor birbirleriyle. Öyle iyi bir ikili oluyorlar ki bir döneme damga vuruyorlar. Alakasız mesleklerden, farklı hayat tarzlarından gelip, üstelik aralarında büyük yaş farkı olmasına rağmen ürettiklerinden beslenen büyük bir sevdaya tutuluyorlar. Çiğdem Talu'nun kansere yakalanıp erken yaşta hayatını kaybetmesinden sonra uzun süre beste yapmayan Melih Kibar, ara sıra başka söz yazarlarıyla çalışmak istese de beceremez; hiç bir söz yazarında aynı uyumu yakalayamaz. İkilinin bir çok şarkısını yorumlayan Erol Evgin, 'Çiğdem bizim harcımızdı, biz çok iyi bir ekiptik, onu kaybedince anladık ki büyü Çiğdem'deydi ve gidince bozuldu.' diyor gözlerinden yaşlar akarken.


Fotoğraflarına bakıyorum bir resmi geçit şeklinde; o kadar güzel gülüyorlar, o kadar güzel bakıyorlar ki birbirlerine, imrenmemek mümkün değil.
Ve Melih Kibar, 'Bizim aramızdaki başka bir şeydi, bir kadın bir erkek ilişkisinden başka bir şey. Allah'ın herkese yaşatması gereken bir şeydi.' diyor Can Dündar'ın 'Yüzyılın Aşkları' belgeselinde.
Ruhları şadolsun.




3 yorum:

  1. amin.. onların aşklarından bize şarkılar kaldı.. iyi ki var olmuşlar.. ♥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgilerimle Nilgün hanımcım. Sağol varol

      Sil
  2. Her zamanki akıcılığı ile... Emeğine sağlık.

    YanıtlaSil