24 Temmuz 2017 Pazartesi

OĞLUMLA SOHBET


Cumartesi gündüz, arkadaşıma, "Ne çok seviyorum böyle yaz cumartesi öğleden sonralarını, çalışıyor olsam bile. Hele akşam da bir programım varsa." demiştim. İçimin içime sığmadığı huzuru ve mutluluğu anlatmıştım. Yıllardır böyle, cuma akşamları ve cumartesi günlerini hep sevdim ve hep mutluluklar yaşadım. Küçük küçük, ama yüreğimi taşıran mutluluklar.

8 Temmuz 2017 Cumartesi

"ŞİZOFRENİM BEN, ŞİZOFREN EMEKLİ ÖĞRETMEN"


Ne çok seviyorum bu serin yaz akşam üzerlerini. Böyle garip, değişik bir huzur doluyor içime. Hele deniz kıyısında bir yerlerdeysem.

29 Mayıs 2017 Pazartesi

HOŞ GELDİ SAFA GELDİ


Ramazan çok özel bir aydır benim için.
Çocukluğumun safiyeti, neşesi vardır onda; aynı zamanda acı hatıraları.
Çok erken yaşta başladım oruç tutmaya, Teravih namazlarına camiye gitmeye. Sahurun ve iftarın birleştiriciliğini hissetmeye.
Hatırlamak gülümsetiyor.

22 Mayıs 2017 Pazartesi

BİR ŞARKI DÖNÜYOR KAFAMDA


'Nasıl geçti habersiz o güzelim yıllarım' şarkısını çocukken ne çok söylerdim.
Anlamını bilmeden, melodisine hayran.
Yıllar öğretiyor, istersen diren, öğreniyorsun bir şekilde; yıllar nasıl da geçiyor habersiz, o saçlarından yakaladığın bahar nasıl da değişiyor.

8 Mayıs 2017 Pazartesi

BİR GÜZEL ADAM AHMET İSVAN

"Bugün burada yıkacağımız sadece bir kaçak binadan ibaret değildir. 
Bu binayla birlikte, para bağışlayarak belediye yasaları karşısında dokunulmazlık kazanılabileceği düşüncesini yıkıyoruz.
Bu bina ile birlikte, paranın belediyemizde her kapıyı açabileceği görüşünü yıkıyoruz.
Bu binayla birlikte, belirli kimselerin belediye karşısında yasadan daha güçlü olabileceği düşüncesini yıkıyoruz.
Bu binayı yıkmakla halka gösteriyoruz ki, belediyede halktan yana bir yönetim var ve Ankara'da da yargıçlar var."

7 Mayıs 2017 Pazar

SEVİLMEK GÜZEL


Bilmem kaç milyar insanın içinde belki bir noktayım.
Ne önemi var, ben bugün doğmuşum ya da doğmamışım.
Aç ve açıkta, perişan yoksul bir dolu insanın arasında bir de ben varım işte.

Günlerdir ülkemin yakın tarihi hakkında belgeseller seyrediyorum. Ben ben olmaktan çıktım. Yakından tanığı olduğumu sandığım yılların bilinmeyeni meğer ne çokmuş.
Hiçbir şey artık eskisi gibi değil benim için.
Bu yaşımın bakış açısıyla baktığımda artık sağlıktan başka hiçbir şeyin önemi yok; biliyordum, daha bir anladım.

Ve, sevginin...

Çok sevildiğimi görmenin.

Mutluyum, ne güzel ailem varmış, ne güzel arkadaşlarım varmış, ne çok severlermiş beni.
Bana yeter, yeter de artar!


22 Nisan 2017 Cumartesi

BİR SEVDA ÖYKÜSÜ


Vakit geçirmek için girdim Beşiktaş'taki İstanbul Kitapçısı'na, bir şey almaya niyetli değildim. Ama işte ah! Sanki bilmiyorum huyumu.
Görür görmez ismine vuruldum, 'İstanbul'un 100 Sevdası'. Epeydir bu İstanbul'un 100'leri kitaplarıyla ilgilenmiyorken 'Sevda' sözcüğü, hem de İstanbul'un sevdaları beni benden aldı.
Sevda büyülü bir sözcük, aşk yanından geçemez. Dolu doludur, samimiyeti, tutkuyu, sabrı, inadı, en önemlisi vefayı barındırır içinde. Aşk zamanı tüketir, sevda üretir, büyütür.